01 – Hakkında

Şu Demek Oluyor Ki

“Bir kere daha anlamalıyız, ‘sözde niçin sihir vardır’!?”

ÖYLE KONUŞ Kİ… Bir söz söyle ve ben sana ya tekrar et diyeyim ya evet ya­hut hayır. Ama bu kadar sade mukabele edeceğimiz sözler mi ulaşmaktadır kulaklarımıza? Hayır. Genellikle bir mak­sadı gizlemek marifetine memur edilmiş sözlere maruz kalmaktayızdır ve biz de bu sözlere ne tekrar et ne evet ne hayır diye karşılık verebiliyoruz. Diyoruz ki, bu söz ya­lan. Diyoruz ki, bu sözün sahibi art niyetli. Diyoruz ki, bu sözün sahibi başkalarının aleyhine olan bir menfaatin pe­şinde. Ve dolayısıyla evet de diyemiyoruz hayır da. Peki her söze mukabelenin işbu şekillerde olduğunu söyleyebilir miyiz? Hayır. Sözlere mukabil tavırlar ne çeşitte tezahür etmektedir tesbiti bu kadarla sınırlı değil. Bir başka tür karşılık daha var. Katılıyorum veya katılmıyorum suretinde meselâ. Katılıyorum; zira işittiğim bu sözün vaaddettiği menfaate sahip çıkabilecek evsaftayım veya muhtemel menfaat benim için değerlidir. Katılmıyorum; zira bu sözle teklif edilen menfaat bana deyse de muhafazasına gücüm yetmez veya muhtemel menfaat benim için kıymetli gö­rünmüyor.

İşte kulaklar hep bu neviden karşılıklar verilecek tıynette sözlerle yalama edilmiş ve kulak sahipleri o sözü hemen ya kendi ya da o sözün sahibi bakımından menfaatle ilişkilendiriveriyor. Gerçi hiçbir söz yoktur ki, söyleyeni yahut işiteni için bir menfaat gözetilmemiş olsun. Hep­sinde menfaat gözetilmiştir. Az veya çok. Bir yere veya bir başka yere göre olsa da her sözde menfaat mevcuttur. Yani hayır ve şer eğer bir şeyde müşterek iseler bu iştirak ettikleri şey menfaat kelimesidir. Hayır ve şer, her ikisi de bir menfaat ile neticelenir ve onu gözetirler; fakat, kendi kavrayışları yolunda farklı bir menfaat ile ayrışırlar, ayırt edilirler. Hayrın bir başka şerrin bir başka kavrayış yolu var ve ikisinin de teklif yahut telif ettiği bir menfaat var. Fakat biz bunu kesin olarak bilemiyoruz. Yani hangi men­faatte hayır veya şer yahut hangi ziyanda hayır veya şer mündemiçtir bizce malum olmuyor. Tevillerimiz olmuyor mu? Oluyor elbette. Ancak isabet!? İşte bunda iddialı ola­mıyoruz. Çünkü, bazen netice yanıldığımızı gösterebiliyor. Hatta babadan oğula devam edebilecek kadar uzun süre­leri kapsayan bir olayın neticesi baba için hayır olabilirken oğul için şer olabilmektedir. Oysa olay aynı ve tek bir olaydır. Yani neyde hayır ve neyde şer vardır, yani ne ha­yırdır ve ne şerdir, yani neyden hayırdır ve neyden şerdir, yani hayır nerededir ve şer nerede bunu ancak Allah bilir.

Söz, menfaat, hayır ve şer. Öyle konuş ki… Evet, öyle ko­nuş ki diye söze başladık. Sonra söz ve mukabil sözü zik­rettik. Her sözde menfaat olduğunu söyledik. Menfaat, hayrın ve şerrin ortak yönleridir ama farklarının kavrayış yollarının farkına bağlı olduğunu söyledik. Hayır bildikle­rimizde şer, şer bildiklerimizde hayır vardır. Ve bunu biz bilemeyiz. Ancak Allah bilir. Bütün bunları niye anlattık? Şunun için: Bir insan konuştuğunda onun bir menfaat için sadece kendisi için ve kendi adına bir hesap içinde olduğu için konuştuğunu, şahsî çıkarı çerçevesinde bir çaba gös­terdiğini düşünen ve hemen ona menfaatçi yaftasını asan bir toplumda yaşadığımız tesbiti muvacehesinde konuşukluğumuzun bu yaftadan korunmasını sağlayan sö­zün imkân dahiline girmesini tefekkür maksadıyla anlattık. Acaba bu mümkün mü? Yani öyle konuşalım ki, muhatapla­rımız bize katılıyorum, katılmıyorum, evet, hayır falan di­yemesin. Tekrar et desin. Yani şu hazır karşılıklarından bi­rini gösteremesin ve yani anlayamasın dolayısıyla. Onda öyle bir intiba uyandıralım ki, şaşırsın. Bu söze hemen çı­karacağım bir karşılığım yok yahu desin içinden. Onu et­kilesin, önemli ve değerli bir söze şahit olduğunu hissede­bilsin ama cebindeki kırmızı, yeşil, sarı, beyaz kartlardan hangisini hak ediyor olduğumuzu kestiremesin. Tekrar et­memizi istesin. Değişik, alengirli, efsunlayan bir sözden bahsetmiyorum. Öyle ki, onu muhatap alışımızın sebebi olan ama onun unuttuğu bir yerine hitap etsin. Öyle ki, o muhatabımız bizi başka bir vakit gördüğünde zihninde, bi­zim ne dediğimizden önce bizim o sözümüzden etkilenmiş oluşu uyansın hemen. Öyle ki, bizi her gördüğünde yahut o etkilenişi her aklına geldiğinde kendisinden utansın ve bu utancı ona cesaret kazandırsın, kendisinden tiksinsin ve bu tiksinme işaret ettiğiniz şeye özenmeye sebep olsun. Bu kaabiliyette bir söyleyiş bilmiyorsak, bulamıyorsak; hiç kimseyle adaletsizlikleri, zulümleri, iyilik/güzellik teklifle­rini, hayrı, vs. falan konuşmayalım. Zira hiç farkında ol­madan güzel ve hayır olana zarar verir ve ecir beklerken vebal yükleniriz, Allah korusun.

_____ Beykoz’da, 23.08.2005 tarihinde yazıldı.

Reklamlar

Bir Yanıt to “01 – Hakkında”

  1. bilgi Ağustos 19, 2016 23:58 #

    teşekkürler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s